Neden Tarkovski Olamıyorum... (2014)


Ben sana söyliyim, Tarkovski o üç noktayı koymazdı film adına.. Şaka şaka.. Rus sinemacı Tarkovski'nin hiç bi filmini izlemedim, gıcıklık değil denk gelmedi.. Arkadaşım da bu filmi önerince "Lan oğlum bir sürü Tarkovski göndermesi vardır şimdi, anlamayız" dedim. Nitekim, önce biraz Tarkovski kimdir diye baktık, ne yapmış, niye yapmış, okuduk.. Bi ön bilgi sahibi olup öyle izledik filmi..

Murat Düzgünoğlu'nun filmini yazması yedi sekiz sene öncesine dayanıyormuş, yani hakikaten dandik tv filmleri, dizileri yaptığı zamanlara.. Senaryoya destek Şebnem Vitrinel'den gelmiş, beraber yazmışlar.. Ama senaryo tamam olduğu anda filme başlanamamış işte, para lazım falan, geçen sene bakanlık desteğiyle yapılmış sonunda film.


Tam da bunları anlatan bi film işte.. Yönetmen Bahadır, tv filmleri yapıyo, bütçesiz bütçesiz işlerde 'hocam' çekiyolar buna, eve geliyo doğalgazı kesmişler falan.. Asistanı Ceyda var, kız da piyasada reji asistanı zaten, Bahadır'ın yazdığı senaryoyu okumuş, tanıdığı birkaç yapımcıya ulaştırmaya çalışıyo.. Bahadır'ın ailesi, mahallesi ve ev arkadaşlarıyla ilişkisi görülmeye değer detaylar içeriyo yalnız.. Doğallıktan titriyo film, izlerken bol bol 'hasiktir' içerliyosunuz..

Bahadır, haliyle Tarkovski'yi, Bergman'ı sonradan görmüş ve idol etmiş bunları kendine.. Arkadaşları var, piyasadaki çakal filmciler, yalapşap işlerle dünya para indiren tipler.. Bahadır'a da öneriyolar ama yapamaz ki böyle adamlar.. Al, daha dün ya, iki gün önce filmi izledik, dün de benim başıma geldi.. Piyasada sayılabilecek bi sinemacı tanıdıkla muhabbet ediyorum, "Ama işte, istediğin filmi yapmak istiyosan önce vizyona bi şey yapcan, parayı kırcan, sonra ne istiyosan onu yaz.." dedi özet olarak.. Kötü niyetle demiyo kimse, olanı söylüyo ama..

Bahadır'ın yazdığı senaryo, karanlık bulunuyor, kimse para yatırmak istemiyor.. Hatta Avrupa'da olsan kolay yaparsın böyle şeyleri diyor.. Ne alakası var, bence Türkiye'de Avrupa'dan daha çok sanat filmi (vizyona kasmayan) yapılıyor.. Ha zor, ama yapılıyor, inatçıyız çok isteyince.. Hele bi de güncelde, bunu yapan o kadar çok insan var ki.. Yapamayan da çok, o ayrı.. Zaten her isteyen yapsa o da saçma olurdu, bilmiyom tam.. Ayrıca Avrupa Avrupa da tam nere yani, Fransa'dan sonra en çok biz film üretiyo olabiliriz, bi bakmak lazım..


Filmdeki o ev hali, çok alakasız arkadaş grubu, bira-çekirdek.. Sevgilisi kafayı yiyecek, diyo ki "Senin kariyerini çevrendekiler belirler, kimlerle takıldığına bak" Evde Erasmus'lu falan var, öğrenci evi gibi takılıyo koca adamlar.. Baba ocağına gidiyo arada, gelir seviyesi düşük aile, kendi evinin daha temizi sadece.. Abi desen iyice bitik durumda, yazık.. Yalnız, o kadar da kötü durumda değiller, kafadan iki entelektüel çıkarmış mahalle, yazar abi var, aramıza Asmalı Konak'tan katılıyor..

İnsan üzülüyo be filmi izleyince, çok gerçek şeyler var çünkü.. Ne bileyim.. Baya beğendim filmi bu arada, müdahale hakkım olsa çok ufak şeylere dokunurdum.. Kriterim budur benim, filmi bitirip, gösterimden önce izletip düzeltme isteseler ne yapardım diye düşünürüm.. Buna çok ufak dokunurum.. Puan vereceksem de 7,5'dan 8 alır..

Ha, oyuncuları demedim; Tansu Biçer başrolde, biraz mesafeliyim bu adama çünkü çok seçmeden oynuyo gibi geliyo bana, bu film için demiyorum, burda iyiydi, geneline diyorum.. Sonra, asistanı Vuslat Saraçoğlu oynuyor; sevgilisini de Esra Kızıldoğan, Leyla ile Mecnun'daki Uzaylı Zekiye.. Menderes Samancılar ve Beyti Engin de kadrodaki diğer isimler..

180216